Ömer Seyfettin'den Yüksek ökçeler hikâyesi

Ömer Seyfettin'den Yüksek ökçeler hikâyesi

Ömer Seyfettin Türk Edebiyatı'na 36 yıllık kısa ömründe önemli hikayeler kazandırmış bir yazardır. İşte bu hikayelerden birisi de "Yüksek Ökçeler"dir. Bu hikaye, farklı bir gözle incelendiğinde kamu yönetimindeki önemli yönetsel hastalıklara çözüm bulabilecek önemli içeriğe sahiptir. Önemli olan da hikayelerin farklı gözlerle okunması değil midir?

Büyük bir konakta genç yaşta dul kalmış zengin bir hanımefendi vardır. Konakta ise kadın ve erkek çok sayıda hizmetli vardır. Bunlar, hanımefendiye ev hizmetlerinde yardımcı olmakta ve aynı zamanda da konakta kalmaktadırlar. Hanımefendi kısa boylu ve kilolu olduğu için boyunu uzun gösteren uzun ökçeli ayakkabı giymektedir. Dolayısıyla da hanımefendi uzun ökçeli ayakkabılarıyla ahşap konakta yürümeye başladığında, gürültülü bir şekilde tak tak sesi çıkmakta ve hanımefendinin hareket ettiği bütün konak sakinlerince anlaşıldığı için de herkes bir anda işbaşı yapmaktadır.

Bu arada konaktaki kadın ve erkek hizmetliler arasında uygun olmayan işler de cereyan etmekte, bazı hizmetliler konaktan eşya vb. şeyler de çalmaktadır. Ancak, hanımefendinin yüksek ökçeli ayakkabılarıyla yürümeye başladığı tak tak sesleriyle hemen anlaşıldığı için hizmetliler biranda hizaya geçerek nizami bir şekilde işlerini yapmaya başlamaktadır. Hanımefendi de her şeyin seyrinde gittiğini düşünmektedir.

Bir gün hanımefendi rahatsızlanarak doktora gider. Doktor tedavi sonrasında, hanımefendideki rahatsızlığın yüksek ökçeli ayakkabılardan kaynaklandığını söyler ve bu ayakkabılar yerine daha rahat ve ökçesiz ayakkabılar giymesini önerir. Hanımefendi doktorun tavsiyesine uyarak yüksek ökçeli ayakkabıları çıkarır ve daha rahat ve yumuşak ayakkabılar giymeye başlar.

Yüksek ökçeli ayakkabıların ayaklardan çıkması bir anda konaktaki her şeyi değiştirir. Hanımefendinin yüksek ökçeli ayakkabıları çıkarmasıyla tak tak sesleri ortadan kalktığı için hareket ettiğini fark edemeyen konaktaki hizmetliler, bir anda suçüstü yapılarak yakalanırlar. Yıllardır yanında hizmet edenlerin ne kadar ahlaksız olduğunu öğrenen hanımefendinin bir anda dünyası yıkılır ve hepsini konaktan kovar. Konağa yeni hizmetliler alınır ama sonuç aynıdır, gelenler gidenleri aratır.

Yeni hizmetlilerin de ahlaksızlık yaptığına şahit olan hanımefendinin psikoloji giderek bozulmaya başlar. Yüksek ökçeli ayakkabı giyince sağlığında biraz bozulma olmuştur ama şimdi şahit olduklarıyla psikolojisi giderek bozulmakta ve bir müddet sonra delirmeye başlayacaktır. Kararı kesindir, tekrar yüksek ökçeli ayakkabıları giymeye başlayacak ve yaşananlara şahit olmayacağı için de psikolojisi düzelecektir. Yani görmeyecek, duymayacak ve bilmeyecektir. Gerçekten de yüksek ökçeli ayakkabıları giydiği günden itibaren hiçbir kötü olaya şahit olmamış ve psikolojisi düzelmiştir. İşte böyle, görmezsen ve duymazsan psikolojik olarak rahat edersin ama sorunların hepsi de orta yerde durur.

(Salih Ünal'dan alıntı)

Comments powered by CComment