İç dökümü... - Sevim Pehlivan

İç dökümü... - Sevim Pehlivan

İç dökümü!
Sözüm maksadını aşmalı...
Aşmalı ki ulaşabilsin Afrika'daki açlıktan ölmüş bebeği kucağında, sesi çıkmadan kabullenilmiş çaresizliğiyle... Bedeninde son kalan birkaç damla gözyaşını kuru toprağa döken gözü yaşlı anneye...

Aşmalı ki Diyarbakır’daki okul çağındaki çobanın sesi olabilmeli; dağlardan başka bir yer bilmeyen, güttüğü koyunlarına âşığım ben diyebilen, yüreği safça bütün kötülüklerden uzak ama kabullenilmiş bir uzaklığa...
Aşmalı ki savaş sonrasında yetim-öksüz kalan çocukların acılarına dokunsun, kuru ekmek bulduğunda dünyanın en güzel yiyeceğini bulmuşcasına sarılan kabullenilmiş bir yokluğa...
Aşmalı ki bebekleriyle oyun oynayan küçük kız çocuğunun sesi olabilmeli; o ki daha gelinlik hayalini kurmayı bilmezken gelin, eş, anne olmayı  kabullenmiş, kendi içine haykıran dolu kalbe...
Aşmalı ki "Sizi Allah’a şikâyet edeceğim!" diyen kız çocuğunun, insanlardan, benden, bizden umut etmeyi bırakmış, dünyadan umudu olmayan bu yavruya ulaşmalı...

Aşmalıyız; sokakta dilenen çocuğa, üşüyen kedi yavrusuna, işten eve mahcup dönen babaya, ülkesine hasret kalmış şaire, yobaz etiketi ile tanınan yazara ve sana ve size...
Aşmalı ki gözümün gördüğü, sesimin ulaştığı her yere, herkese dokunabilsin sözüm...

"Bana yardım et!" mesajına nasıl karşılık bulabileceğimi bilemezken, sözüm maksadını aşarsa diyerek korkmadan konuşabilmek için aşmalıyım sözümü. Aşmalıyım kendimi, kime dokunabilirim, ben neyim ki sözcüklerim güçlensin demeden, aşmalıyım önce kendimi, sonra sözümün maksadıyla sizi…

"Allah indinde en büyük ve en sevgili sadaka; insanların hak üzerinde konuşmasıdır. Hak!
Üzerinde konuşmak, hakkı siyanet etmek(korumak) herkese vacip ise de ilim adamlarına farzdır.’’ Buyurmuş Resulü Ekrem s.a.v Efendimiz. O zaman en büyük eylemimizi aşmalıyız... Üzerimize düşen emaneti, borcu ödemenin zamanı çoktan aştı boyumuzu, geçti gitti. Geçti ki hakkını arayan herkes susturuldu, adı silindi, yok sayıldı, hakkı "hak" görülmedi...

Sessizliğin sözü gözyaşının anlamı olmalıydı. Hak aramayı gasp etmek sanan güruhun yumruklarına söz ile darbeler indirmeli.
Yüreklere su serperek, sarılarak küçük kız çocuğuna; ben biliyorum, anlıyorum, yanındayım demenin hazzını yaşamanın tadından mahrum bırakmayacağım kalbimi ve sözlerimi artık...

Şimdi susmak ya da söylemek arasındaki mesafeyi, koşu bandında değil dünya turunda, âlem ruhunda koşalım...

Sözün maksadını aşma vakti geldi geçiyor...

Şimdi yapılacaklar listesini gözden geçirip harekete geçmeli:

1- Bağırmadan sesini duyur. (Çok sesi çıkan değil, öz konuşan etki eder.)
2- Kalp kırma. (Kabe’yi yıkmaktan daha günah.)
3- Tarafsız ol. (Önceliğin adalet olsun.)
4- Korkma. (Sen korkarsan dünya cesaretli cahillere kalır.)
5- Şükret. (Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz.)
6- Vazgeçme. (Sen vazgeçersen hiç olur.)
7- Hayal kur (her şey bir hayalle başlar)
8- Kendini önemse. (Yapabilirsin.)
9- Ve adım at. (Önündeki çizgiyi geçmen için şart.)

Kendini aşıp ulaşmak istediğin yer için bir adım, sadece bir adım atman yeterli... Borcunu sözün ile ödemelisin aşarak kendini. Kalkalım ve silkeleyelim ruhumuzu, sarsalım bedenimizi. İşte o zaman taşlar yerine oturduğunda insanlığın tadına varma demini yaşa. Özrünü bir borç bilerek vebal ödememek için aş sözünü...
Aşma vakti..

“Sen susma ki zalimler haksız olduklarını bilsinler!”
“Sen susma ki mazlumlar birileri var desinler!”
“Sen susma ki zalim kalbinin sesini dinlesin!”
“Sen susma ki biri kalkıp bir şey sorsun!”
“Sen susma!.."

Lütfen susma...

lafkafe.com | Sevim Pehlivan

Comments powered by CComment